7 Haziran 2017 Çarşamba

Wonder Woman (2017)

Yönetmen: Patty Jenkins
Senaryo: Allan Heinberg, Zack Snyder, Jason Fuchs
Oyuncular: Gal Gadot, Chris Pine, Connie Nielsen, Robin Wright, Danny Huston, David Thewlis, Saïd Taghmaoui, Ewen Bremner, Eugene Brave Rock, Lucy Davis, Elena Anaya
Süresi: 141 dakika
IMDb puanı: 8,3
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri

Son yıllarda sinema sektörünün en çok rağbet gören yapımları tartışmasız süper kahraman filmleri oldu. Bu filmlerin popüler kültürün derinlemesine içine girmesini Marvel'ın sinematik evrenine borçluyuz. Hâl böyle olunca DC'nin de bu sinematik evren işine girişmesi kaçınılmaz oldu, 2013'te Man of Steel ile DCEU'nun temeli atıldı. Man of Steel çok da beklentileri karşılayamadı ama kendisini takip eden Batman v Superman: Dawn of Justice ve Suicide Squad onu da geçip 2016'nın en merak edilen yapımlarıyken en yerden yere vurulan yapımları olmayı başardılar. Dawn of Justice, seyirciler ve eleştirmenlerce fazla karanlık ve uzun süresine rağmen fazla kopuk bulundu. Suicide Squad için söyleyebileceğim bir şey yok, gerçekten vasat bir filmdi ama Dawn of Justice'in hakkının yendiği konusundaki düşüncem bugün de değişmedi. Bu üç film sonrası DCEU'nun çizeceği rota da gerçekten merak konusuydu. Hepimizin aklında "Bu sefer olacak mı acaba?" sorusu vardı. Eleştirilere bakacak olursak, evet, bu sefer oldu. Ancak elbette eksikleri de var, ben şimdi ikisinden de bahsetmeye çalışacağım.



Film, Wonder Woman'ın kökenine iniyor ve ilk 30-40 dakikası Diana'nın yetiştiği, dünyadan izole olmuş mitolojik Themyscira topraklarında geçiyor. Bana kalırsa filmin en güzel sahneleri burada çünkü hem Diana'nın nasıl yetiştirildiğini ve Wonder Woman olduğunu izliyoruz hem de Amazonların gözünden pek çok mitolojik kişiliği tanımış oluyoruz. Tabii burada Antiope rolünde koskoca Robin Wright faktörü var, kendisini maalesef oldukça kısa süre izlesek de hayran kalmamak elde değil. Konuyu dağıtmayayım, Diana'nın karakter gelişimini izlemek benim için çok önemli bir noktaydı. Marvel'ın filmlerini oldukça popülist bir yaklaşımla ve aynı mantıkla çektiğini düşünsem de karakter gelişimi konusunda DC'den daha iyiler. Ama DC sonunda Wonder Woman ile bunu başarmış çünkü biz bu filmi izleyince Diana'yı kopukluklar olmadan gerçekten tanıyabiliyoruz. Ve tabii ki söylemem gerekir, Gal Gadot muhteşem bir Wonder Woman olmuş. Dawn of Justice'te ilk defa onunla karşılaştığımızda rolüne yakıştırmıştım ve o zamandan beri solo filmini bekliyordum. Bu filmle beni hiç şaşırtmadı, karakteriyle tam bir bütünlük içindeydi. Hatta biraz daha ileri götürüp DCEU'nun şimdilik en büyük silahı kendisi diyebilirim. Bu solo filmle de bu silahlarını çok iyi değerlendirmişler.

Diana ile tanıştıktan sonra çok sevdiğim bir başka oyuncu Chris Pine'ın canlandırdığı Steve Trevor adında İngiliz bir casusla tanışıyoruz. Steve, Diana'nın tanıdığı ilk erkek oluyor ve ona The Great War'u yani 1. Dünya Savaşı'nı anlatmak zorunda kalıyor. Böylece Diana Themyscira kraliçesi annesinden öğrendiği üzere buna sebep olanın Ares olduğunu düşünüyor ve Steve'den onu savaşa götürmesini istiyor. Buradan sonrası da filmin kalan yarısının konusunu oluşturuyor, spoiler vermemek adına üzerinde pek durmayacağım ama şunu söyleyebilirim: filmin Dawn of Justice veya Suicide Squad'daki gibi kopukluklarla dolu bir senaryosu yok. Aksine her şey birbiriyle kendi içinde tutarlı bir gelişim sergileyerek oluyor, iki buçuk saat oldukça sürükleyici bir şekilde akıp geçiyor. Filmin sonundan biraz bahsedeceğim, spoilera girer mi bilmiyorum ama yine de buraya spoiler ibaremi koymuş olayım. spoiler--- Sonu, asıl kötümüz kesinlikle beklenmedik değil. Hatta klişelerden beslendiği bir gerçek. Ancak filme yakışan, olması gereken son da kesinlikle buydu ve ben film içinde aceleye getirilmiş gibi durmasına rağmen çok beğendim. ---spoiler

Aksiyon sahneleri seyirciyi ikiye bölecek nitelikte çünkü büyük çoğunluğu slow-motion tekniğiyle çekilmiş. Ben beğenen taraftayım, genel olarak filmlerin aksiyon sahnelerinden çok hoşlanmayan biri olsam da ilgimi çekti. Ama finaldeki bol CGI yüklü sahneyi bundan ayrı tutacağım.

O kadar övdüm, şimdi biraz da eksik yanlarından bahsetmeliyim. Filmi izlerken perdeye kilitlendim ve kusur bulmakta neredeyse zorlandım ancak sonradan üzerinde düşündüğümde filmdeki bazı şeylerden pek de hoşlanmamış olduğumu fark ettim. Örneğin son zamanlarda filmlerde aşırı yaygınlaşan, ana karakterlerin yanında kendi hâlinde takılan "komik" karakterler burada da vardı ve bana biraz gereksiz geldi. Bir de baştan uzun bir süre İngilizler iyi, barış yanlısı ama Almanlar kötü -Osmanlı da Almanlara silah yapıyor tabii bu arada :)- gibi gösterildiğini düşünmüştüm ama sonradan asıl anlatılanın bu olmadığını görmüş oluyoruz. O yüzden bunu toparladılar diyebilirim. Ancak filmin en eleştirilmesi gereken yanı kesinlikle kötü karakterler. Diana'nın karakter gelişimi ne kadar iyi işlenmişse kötü karakterlerinki bir o kadar kötü işlenmiş. Hatta işlendiğini söylemek hatalı olur çünkü işlenmiyor. Kötülerimizi tanıyamıyoruz kısacası. Ancak sonuca gelirsem, ortaya hem görsel olarak hem de senaryo açısından iyi bir film ortaya çıkmış. Vizyondayken kaçırmamanızı tavsiye ederim.


Dawn of Justice'te Wonder Woman'la her karşılaştığımızda çalan ve seyirciyi ekrana mıhlayan o tema müziğini hatırlıyor musunuz? Onu bu filmde de biraz daha değiştirilmiş şekliyle duyuyoruz. Ekrana mıhlama etkisini yitirmemiş :) Ben yine de Is She With You? versiyonunu buraya koyayım ve yazımı burada sonlandırayım.

2 yorum:

  1. Wonder Woman'ı merak ediyorum ama sinemada izlemeyeceğim gibi görünüyor :/ Bir süredir blogunda yoktun, geri dönmen güzel oldu :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sinemada olmasa da mutlaka izlemeni tavsiye ederim :)
      Evet yoktum, Wonder Woman vesilesiyle de dönmüş oldum, çok teşekkür ederim Kağıt Salıncak :)

      Sil

Görüşleriniz benim için çok değerli :)