9 Ekim 2016 Pazar

Stranger Things (2016)

Yaratıcılar: Matt Duffer & Ross Duffer
Türü: Drama, korku, bilim kurgu, macera
Bölüm süresi: 55 dakika
Bölüm sayısı: 8
IMDb puanı: 9,0
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri

Yılın en çok ses getiren yapımlarından biri şüphesiz ki temmuz ayında Netflix'te yayınlanan Stranger Things oldu. Netflix tüm sezonu tek günde yayınlıyor olmasına rağmen dizi popülaritesinden hiçbir şey kaybetmedi. Konusunu 1983 yılında bir akşam masa oyunu oynadıktan sonra kaybolan bir çocuğu ailesinin, arkadaşlarının ve polislerin onu aramasından ve bu esnada karşılaştıkları esrarengiz olaylardan alıyor.

Gizem dolu macera hikayeleri alışık olmadığımız konular değil, ki zaten dizi de kendisini seksenlerin doğaüstü klasiklerine bir aşk mektubu olarak tanımlıyor. Ama Stranger Things; günümüzün imkanlarıyla, çok başarılı oyunculuklarla, ince düşünülmüş detaylarla ve karşı koyamadığımız gizemli öyküsüyle kendini seyircisine bir çırpıda izlettiriyor. Tahmin ediyorum ki, özellikle 80'li yıllarda çocuk olmuş izleyicilerine şölen yaşatmıştır. Yaratmış olduğu konsepti eksiksiz uygulamış olması dizinin popülaritesinin en büyük sebeplerinden biri. Hedef izleyici kitlesine istediğini tamamen veriyor. Kendinizi gerçekten orada ve 80'lerde hissediyorsunuz.

Oyunculardan bahsetmemek haksızlık olur. Çocuk oyuncular, özellikle Eleven'ı canlandıran Millie Bobby Brown zaten şimdiden çok seviliyor ve başarılı bulunuyor. Küçücük yaşlarına rağmen hiç sırıtmadılar, çok iyiydiler hepsi. Yer yer Millie Bobby'yi Natalie Portman'ın küçüklüğüne benzettim. Çocukların hepsi çok tatlı ve yetenekli, benim izlemekten en keyif aldığım sahneler de çocuklara ait. Ama Winona Ryder ve David Harbour'un da eleştirilecek yanları yok diyebilirim. Kendileri de çok iyi, Winona'nın çocuğu kaybolmuş anneyi yansıtışı tam da olması gerektiği gibi. Ama abla ve abi rollerindeki Nancy ve Jonathan'ı sevemedim; hele ki Nancy'nin yakın arkadaşı olan kız ne kadar bir ikona dönüşmüş olsa da sinir bozucu bir karakterdi bence. Bu karakterlerin oyuncuları kesinlikle kötü değiller ama iyi de sayılmazlar.

Dizi ikinci sezon onayını aldı. Her ne kadar ucu açık bırakılmış bir şekilde bitmiş olsa da ben hikayenin kendini tamamladığına inanıyorum. Bu yüzden ikinci sezonu ne kadar bekliyor olsam da biraz tereddütlü yaklaşıyorum. Yine de ikinci sezon, ilk sezonun ne kadar sürükleyici ve başarılı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Hâlâ izlemediyseniz pişman olmayacağınız bir sekiz saat geçirmek adına kaçırmayın diyorum. Hele ki 80'lere ilgi duyuyorsanız :)

8 yorum:

  1. Daha yenilerde bir arkadaşım tavsiye etti, üstüne senin yazını da okuyunca kesin izlerim artık ben bunu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seveceğine neredeyse eminim :D

      Sil
  2. Noktasına ve virgülüne dokunmadan katılıyorum yorumlarına.
    Bir tek Winona Ryder konusu bende soru işareti, ben de yazmıştım ama yineliyorum. Gergin ve endişeli hallerini ben çok yapay buldum çoğu zaman...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başlangıçta ben de böyle düşündüm ama hızlıca alıştım Winona'nın bu gergin anne performansına :)

      Sil
  3. 80'leri severim, bir gün oturup tüm bölümlerini izleyebilsem ne güzel olur :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten güzel olur Kağıt Salıncak :) Hele ki 80'leri seviyorsan.

      Sil
  4. 80'lerin yeri ayrı cidden. Eski konulu dizileri seviyorum. Ross Poldark'a başlayacaktım. Senin yorumunu görünce bu diziyi de listeye aldım. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzledikten sonra senin yorumunu bekliyorum o halde :)

      Sil

Görüşleriniz benim için çok değerli :)