27 Temmuz 2016 Çarşamba

Mim: Kimdir Bu Kitap Kuşu?

Merhabalar,
Cahil Okur beni mimlemiş, mimin konusu da başlıktan da anlaşılacağı üzere bizzat biziz. Öncelikle bu kadar geç yanıtladığım için kendisinden özür diliyorum :) Nelerden bahsedebileceğimi çok bilmiyorum çünkü kendimi anlatmayı çok sevmem ama elimden geldiğince uzun yazmaya çalışacağım.

Öncelikle adım Özlem, 27 Ağustos'ta doğdum ancak yılını paylaşmak istemiyorum çünkü çoğunuzdan çok çok küçüğüm ve aslında neredeyse hepinize abla/abi diye hitap etmem gerekiyor :) İflah olmaz bir Başak burcuyum. İstanbul'da doğdum, İstanbul'da büyüyorum. Her şeyine rağmen şehrimi de seviyorum, artık kötü özelliklerine alışkın olduğumdan göz yumabiliyorum tabii. Okumayı öğrenmeden önceki yaşlarımda babaannem ve annem okuma alışkanlığı kazanmam için sürekli kitap ve dergi okurmuş, ben de onları kendi kendime ezberlermişim. Kuvvetli bir ezber yeteneğine ve hafızaya sahip olduğumu söyleyebilirim buradan. İlkokulda okumayı da rahat öğrenmişim. İlkokul ve ortaokulda çoğunluk gibi başarılı bir eğitim hayatım oldu ve bunun yanı sıra yüzme, basketbol ve tenis kurslarına gittim. Ne olduysa lisede oldu :) Başarılı olarak görülen bir liseyi kazandım ancak ben pek de başarı gösteremedim. Bakalım, üniversitede neler olur göreceğiz.

Çocukluğumdan beri hiçbir zaman girişken bir insan olmadım, utangaç ve içine dönük oldum. Ama kendimi yakın gördüğüm insanların yanında gayet rahat olabilirim, hatta asla susmam. Sadece o rahatlığımı oluşturabilecek kişi karşı taraf olmak zorunda, o kadar. Bu yanım insanlara utangaçlıktan çok soğuk olduğum izlenimini veriyor her nasılsa. Mesafeli biri olduğum doğru ancak aslında o kadar da soğuk biri değilim.

Blogumda başka bir yazımda bahsettiğim üzere, ayrıntılara ve olasılıklara takıntılı biriyim. Hayatımda her şeyin dört dörtlük olması gibi her an üzerinde uğraş verdiğim arzularım var. Ayrıntılara ve olasılıklara olan takıntım da buradan geliyor. Hatta bazen paranoyak olduğumu düşünüyorum çünkü sürekli olarak olabilecek şeyleri ve bunun karşısında yapılabilecek şeyleri düşünüyorum.

Gerçekten karmaşık bir kişiliğim var ve bunun gayet farkındayım. Arzuladığım, hayaliyle yaşadığım şeylerden iki saniyede soğuyabilirim, nefret ettiğim şeyleri bir anda çok sevebilirim, gayet neşeliyken bir anda dehşet saçabilirim ve bir insanı tek seferde hayatımdan çıkarabilirim. Böyle tavırlarım neden ve nasıl oluştu bilmiyorum ama değiştirebildiğim şeyler değil. O yüzden artık yapmaktan hoşlandığım aktivitelere geçeyim. :)

Dizi ve film izlemeyi çok seviyorum, günüm bir şeyler izlemeden geçmiyor. En sevdiğim yönetmen Quentin Tarantino ve bunun kolay kolay değişeceğine inanmıyorum çünkü gerçekten sevdiğim ve filmleri çıktığında koşa koşa sinemaya gideceğim onlarca yönetmene rağmen tarzıyla beni en çok etkileyen Tarantino'dan başkası değil. En sevdiğim dizilerse Friends, House of Cards, Game of Thrones şu an için.

Franz Ferdinand
Yeni müzikler keşfetmeye bayılıyorum, bazen bildiklerimi dinlemektense yenilerini bulmak daha çok hoşuma gidiyor. Ruh hâlime ve o sıralarda çıkan albümlere göre en sevdiğim müzisyenler de hep değişiyor. Ama genelde listemde kendilerine hep yer bulan Franz Ferdinand, Sons of an Illustrious Father, The Beatles ve Patti Smith'i -kendisinin konserine ben de gittim!:))- favorilerim olarak sayabilirim.

Kitap ve dergi okumayı da çok seviyorum elbette! Ancak en sevdiğim kitap sorulunca adeta panik atak geçirdiğim için bu konuda yorum yapmayacağım :) Bir de bu aralar çizgi roman okumaktan çok keyif alıyorum, bu yıl başlayan süper kahramanları tanıma evremi bir üst boyuta çıkardığımı söyleyebilirim. DC ve Marvel'ın her ikisini de seviyor olsam da, birini seçecek olursam DC olur.

Doğayla iç içe olmayı da çok severim, keşke bunu daha çok yapabilsem. Ama İstanbul'da doğa olarak sayılacak sınırlı yerlere gittiğinizde bile ne yazık ki tam anlamıyla keyif alamıyorsunuz. Bunların yanı sıra alışveriş yapmayı, hayal kurmayı ve biletlerimi saklamayı seviyorum :) Nasıl alışkanlık edinmişsem artık, kahve içmezsem günümü devam ettiremiyorum. İlla bir yerlerde kahve olsun istiyorum, bu yazıyı da kahve içerek hazırladım. Günde kaç kupa içiyorum hiçbir fikrim yok. Bir de gece insanıyım, uyku düzenim neredeyse yok diyebilirim.

Beklediğimden daha uzun bir yazı oldu, umarım bir nebze de olsa beni tanımaktan keyif almışsınızdır. Herkes kendinden bahsetmekten hoşlanmayacağı için isteyen ve mimlenmemiş herkesi mimliyorum sayın.

8 yorum:

  1. Ne güzel sağlam bir hafızanın olması. Ayrıntılar önemlidir. Patti'ye gitmişsin :) Kahve ben de seviyorum ama günde tek bardaktan öteye gitmiyor; çayın haddi hesabı yok :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de eskiden tam anlamıyla bir çay tutkunuydum ve kahve içmekten hiç hoşlanmıyordum. Dediğim gibi, nasıl alışkanlık olduysa şimdi tam tersi oldu :D

      Sil
  2. Merhaba,

    Çoğumuzdan "çok çok" küçük olsanız ne olacak ki? Bir zamanlar, bugün kendilerini "ata" diye andığımız kişiler bir şey söylemiş ki katılıyorum: "Akıl yaşta değil, baştadır." :) Yazıyı keyifle okudum. Daha da önemlisi, yazıyı okuyabildim! Bugün noktalama işaretlerinden bihaber, cümle kurabilme özelliğinden uzakta ama sözde şair/yazar o kadar insan var ki bloglar arasında. Onlardan daha büyük olduğunuzu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Böyle düşünmenize çok sevindim, özellikle de yazılarını okumaktan çok keyif aldığım birinin böyle düşünmesi beni iki kat mutlu etti:))

      Sil
  3. Seni daha yakından tanımak çok güzeldi Özlem, yazını da büyük keyifle okudum :') Birçok ortak noktamız var aslında, ben de bazı konularda çok takıntılı ve paranoyağımdır. Her şey bir düzen içinde olsun diye yırtınırım resmen :D Ayrıca dengesiz karakterimiz de birbirine benziyor. Mesela ben de bir insandan tek bir sözüyle, tek bir hareketiyle soğuyabilir, onu hayatımdan silip atabilirim. Ben de bir de kararsızlık var ama.. Hayatımı çok olumsuz etkileyen bir özelliğim bu ve ne kadar aşmaya çalışsam da üstesinden gelemiyorum.. Bu arada küçüğüm demişsin ama yazıların ve anlatımınla olgun ve iyi yetişmiş biri olduğunu düşünüyorum ben. Dediğim gibi seni tanımak çok güzel :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle çok teşekkür ederim :) Keyif almana çok sevindim.

      Bende kararsızlık pek yok ama hayata olan etkilerine defalarca tanık oldum. Bunun dışında da evet, epey benziyormuşuz :D

      Sil
  4. "Arzuladığım, hayaliyle yaşadığım şeylerden iki saniyede soğuyabilirim, nefret ettiğim şeyleri bir anda çok sevebilirim, gayet neşeliyken bir anda dehşet saçabilirim ve bir insanı tek seferde hayatımdan çıkarabilirim." bu kısımda kendimi gördüm. Ben de 30 ağustos doğumluyum. Sanırım ikimiz de başak burcu olduğumuz için benziyoruz.

    Tarantino benim de en sevdiğim yönetmen. Her filmini severek izliyorum ama benim için zirvesi Kill Bill'dir. Her izlediğimde bir insan nasıl bu kadar güzel film yapabilir diye düşünüyorum.

    Takip ettiğim blogların yaşını hiç tahmin edemiyorum. Bazıları 15 yaşında çıkıyor bazıları 60 :-) Senin küçük olduğunu öğrenmiş oldum, benim için yeterli :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burçların insanların karakterine olan etkisine ben de inanıyorum. Başaklar olarak gerçekten çok benziyoruz sanırım :) Çünkü çok göze çarpan özellikler var.

      Kill Bill, gerçekten zirve bir film.

      Ben 15 de değilim ancak 15'in çok yukarısında da değilim... :P

      Sil

Görüşleriniz benim için çok değerli :)