11 Mayıs 2016 Çarşamba

Nisan 2016

Nisan ayında 9 film izlemişim ama dört tanesini daha önceden izlemiştim.
Batman Forever (1995)
Batman & Robin (1997)
Batman Begins (2005)
The Dark Knight (2008)
The Dark Knight Rises (2012)
Guardians of the Galaxy (2014)
Avengers: Age of Ultron (2015)
Ant-Man (2015)
Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)
İzlediklerim arasında en sevdiğim filmler The Dark Knight ve Ant-Man'di. Filmler hakkında yorumlarım için linklere tıklayabilirsiniz, ama Eternal Sunsine of the Spotless Mind hakkında yorum paylaşmadım. Burada kısaca düşüncelerimi söyleyeyim: yüksek bütçeli olmayan bir film için epey başarılı. Jim Carrey'ye, Kate Winslet'a bir kez daha hayran kaldığım güzel bir yapım oldu. Sanırım bu filmi izleyici ya çok sever ya da nefret eder. Ortası yok gibi.

Tiyatro olaraksa On İki Öfkeli Adam'ı üçüncü kez izledim. Sadece bir kitap bitirmiş olduğum için araya onu da sıkıştırıp izlediğim dizilere geçiyorum: Rıfat Ilgaz - Hababam Sınıfı. Söyleyebileceğim çok bir şey yok, söyleyebildiklerimi yorumumda anlatmışım zaten.

Nisan boyunca iki dizi arasında gidip durdum: Sex and the City ve Gossip Girl. Kafa dağıtmak isterken çok iyi geldiler doğrusu. Ben moralimin bozuk olduğu zamanlarda çerezlik dizilere sığınırım genelde. Nisan ayının başları benim için zordu ama atlattım ya, şu an moralim kolay kolay bozulmuyor. Yakın bir akrabamı kaybettiğimi öğrendiğimde de gayet doğal karşıladım geçenlerde. Yine uzattım :/ Her neyse, şu an başka diziler ve animeler izlediğim için iki dizide de birinci sezonu bitirdim ve ikinci sezonlarını izlemeyi biraz erteledim. Dizilerde benim hoşuma giden bazı replikler de şunlardı:


"it's often said that, no matter the truth, people see what they want to see. some people might take a step back and find out they were looking at the same big picture all along. some people might see that their lives have almost caught up to them. some people may see what was there all along. and then there are those other people: the ones that run as far as they can so they don't have to look at themselves."
gossip girl, 1x10

"ah yes, the truth always comes out. it's one of the fundamental rules of time.  and when it comes out it can set you free, or end everything you've fought so hard for. another way the truth comes out - when you don't even mean it to, or when, without saying a word, it's still heard loud and clear. but the worst thing the truth can do? is when you finally tell it, it doesn't set you free, but locks you away forever."
gossip girl, 1x16

"with friends like these, who needs armies?"
gossip girl, 1x17

"look, we all think we're carolyn bessette. one day, john-john's out of the picture and we're happy just to have some guy who can throw around a frisbee." 
sex and the city, 1x9

Başka neler oldu neler bitti hatırlamıyorum. Ben de en iyisi kapanışı Gossip Girl'ün Rufus Humphrey'sinin 90lardaki grubu Lincoln Hawk'un şarkısıyla yapayım. Grup gerçek değil, ama şarkı hakkında internette hiçbir bilgi bulamadım. Eğlenceli bir şarkı ve kullanıldığı sahne için doğru bir seçim olmuştu. Zaten Gossip Girl'e dair en sevdiğim şey kullandıkları şarkıların sahneye cuk oturması. Daha verimli geçmiş bir mayıs 2016 raporunda görüşmek dileğiyle!:)

"Every time you walk away or run away
You take a piece of me with you there"

4 yorum:

  1. Baya bir zaman harcamışın ekran başında :D Ben şu batman filmlerine bir türlü ısınamadım nedense :( Hiç bir zaman zevk vermedi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa :( Ben çok severim Batman'i de, çoğu filmini de :)

      Sil
  2. Gossip Girl yaa ^.^ İzlediğim ilk yabancı dizilerden olduğu için yeri bende ayrıdır ve hep ayrı kalacaktır :D Sex and the City'i bir arkadaşım çok övüyor ama hiç merak edip de başlamak niyetinde olmadım. Nasıl sence, Gossip Girl havası mı var onda da?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim izlediğim ilk yabancı diziydi yanlış hatırlamıyorsam :)

      Bence Sex and the City'nin apayrı bir havası var. :D

      Sil

Görüşleriniz benim için çok değerli :)