30 Ekim 2015 Cuma

Midnight in Paris (2011)

Yönetmen: Woody Allen
Senaryo: Woody Allen
Oyuncular: Oven Wilson, Rachel McAdams, Kurt Fuller, Mimi Kennedy, Michael Sheen, Nina Arinda, Carla Bruni, Yves Heck, Alison Phil, Tom Hiddleston, Corey Stoll, Kathy Bates, Marcial Di Fonzo Bo, Marion Cotillard, Lea Seydoux, Adrien Brody
Süresi: 94 dakika
IMDb puanı: 7,7
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri, İspanya

Amerikalı nişanlı çift Gil ve Inez, Inez'in babasının işi dolayısıyla Paris'e gelmesini fırsat bilip tatil amaçlı aşkın ve sanatın şehrine gelirler. Yazar olan Gil için Paris eşsiz bir yerdir, ayrıca üzerinde çalıştığı kitabına da ilham verebileceğine inandığı bir şehirdir. Kendisinin Paris'te yağmur altında yürümek gibi tutkuları nişanlısı için anlamsızdır. Bir gece, Inez eski arkadaşı Paul ve onun eşiyle dansa gidince Gil de Paris'te kaybolur. Dinlenmek için bir kilisenin basamaklarına oturur. Sonrasında kilise çanları çalar, bir araba gelir ve masalsı bir hikaye başlar. Gil, kendisini onun için altın çağ olan 1920'lerin Paris'inde bulur.

Sıcacık bir Woody Allen filmi Midnight in Paris. Fantastik bir konuyu ele alıyor: Gil'in her gece yarısı Paris sokaklarında 1920'lerin Paris'ine gidip dönemin edebiyat ve resim sanatlarındaki önemli isimleriyle tanışması. Önce Fitzgeraldlar ile tanışıyor Gil, sonra Ernest Hemingway'den tutun Salvador Dali'ye herkesle tanışıklık kuruyor. Zaten sanatta çok büyük yer edinmiş bu kişilere azıcık ilgisi olan herkesin bildiği sanatçı kişiliklerini de görüyoruz. Bir yandan da bir aşk hikayesini izliyoruz.

soldan sağa: Zelda Fitzgerald (Alison Pill), F. Scott Fitzgerald (Tom Hiddleston), Ernest Hemingway (Corey Stoll), Salvador Dali (Adrien Brody), Gertrude Stein (Kathy Bates)
"It's a wonderful city for writers, artists." deniyor filmde Paris için. Bir de insanda filmi kapatınca eşyaları hazırlayıp Paris'e gitme isteği uyandırıyor. Benim için hem görsel açıdan hem de müzikal açıdan bir şölendi. Masal gibiydi. Bir filmin içine girmek gibi bir şansım olsaydı kesinlikle bu film olurdu.

Oyuncuları sevdim. Filme ve sanatçılara kesinlikle iyi gittiklerini düşünüyorum. Özellikle Salvador Dali'yi canlandıran Adrien Brody'ye bayıldım, gerçeküstücülüğün gerçeküstü sanatçısına bir oyuncu ancak bu kadar iyi gidebilirdi!

Kendi zamanımızdan ziyade eski zamanlarda yaşamak istediğimiz olur, bazı kişilerse (Gil gibi) tamamen orada yaşamak ister çünkü kendini tamamıyla oradan hisseder. Sanırım ben de bu kişilerden biriyim. Filmde anlatılanlardan biri, Gil için altın çağ olan 1920'lerin Pablo Picasso'nun metresi rolündeki Adriana için pek de altın çağ olmadığıydı. Yani o da geçmişi arzuluyordu, 1890'ları. Burada da bugünün kıymetini vurgulamaya çalışarak böyle bir tespit ortaya koymuş Woody Allen. Yine de düşüncem şu ki, bazı insanlar sanırım gerçekten yanlış zaman diliminde doğabiliyor :)

Zekice diyaloglarla dolu keyifli bir film. Sonu biraz klasik şekilde sonlandı ancak yine de filmi keyifle izleyebileceğinizi düşünüyorum. Bu arada film 2012 Academy Ödüllerinde En İyi Özgün Senaryo Oscar'ını almıştı hatırlarsanız.

Küçük bir not: Artık puanlama sistemim olmayacak.

6 yorum:

  1. 7.7 az bir puan, bana göre 9 üzeri bir film:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 7.7 bu film için kesinlikle az :)

      Sil
  2. En sevdiğim filmlerden biridir. Woody Allen zekas var, bir sürü takip ettiğim sanatçı var, Paris var, kenarından aşk da var. Daha nolsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi izlerken aklıma sizin blogunuz gelmedi değil :)

      Sil
  3. Oven Wilson ve Rachel McAdams varsa zaten filmin güzel olmayacağından şüphem yok.İzlenecek Filmler listeme ekledim.=)

    YanıtlaSil

Görüşleriniz benim için çok değerli :)