29 Haziran 2015 Pazartesi

Khaled Hosseini - Bin Muhteşem Güneş

Özgün adı: A Thousand Splendid Suns
Yazarı: Halit Hüseyni (Khaled Hosseini)
Çeviren: Püren Özgören
Sayfa sayısı: 492 (cep boy)
Yayınevi: Everest Yayınları
Fiyatı: 9,90 TL (cep boy)

Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden...

Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar... (arka kapaktan)


YORUMUM:

Halit Hüseyni'nin ilk romanı olan Uçurtma Avcısı'nı okuyalı epey zaman oldu. Onu okuduktan sonra pek çok kişiden Bin Muhteşem Güneş'i kesinlikle okumam tavsiyesini aldım. Bu tavsiyelere kulak vererek, sanırım 2 günde bitirdim kitabı ve elimden de düşüremedim.

Bahsetmek istediğim ilk şey, yazarın etkileyici ve sürükleyici kalemi... Öyle bir yazılmış ki, sanki ben orada oturmuş yaşanan her şeyi bir seyirci gibi izliyorum. -Hüseyni'nin bir kitabı daha var diye biliyorum, Ve Dağlar Yankılandı olması gerek adı. Kitabı okuyanlardan çok kısaca beğenip beğenmediklerini söylemelerini rica ediyorum, alsam mı diye düşünüyorum da.-

Bu kitap iki kadının hayatlarına çocukluklarından itibaren başlıyor. İki kadının da kendince yaşadıkları var ve ikisini kesiştiren şey Raşit isimli bir adam oluyor. Konusundan çok fazla bahsetmeyeceğim ancak iki hikaye de birbirinden özel, birbirinden güzel hikayelerdi. İkisinin hayatı bir yerde kesişince birbirlerine iki kadın olarak destek çıktılar. Belki de baş karakterler ile hemcins olmam beni onlara daha yakın hissettirmiştir, bu yüzden Bin Muhteşem Güneş'i Uçurtma Avcısı'ndan daha çok sevdim.

Erkek egemen bir toplumda olan, olabilecek her şeyin gayet başarıyla aktarıldığı; iki kadının birbirlerine destek olunca yaptıkları ve aşka, hayattaki bazı zorluklara dair pek çok şeyi barındırıyordu kitap. Hiç sıkılmadan, elimden bırakamadan okudum ve gerçekten çok beğendim. Okumanızı da tavsiye ederim. Kitabın sonu da epey çarpıcıydı; "Ama oyun sadece erkek isimlerini kapsıyor. Çünkü kız olursa, Leyla hangi adı koyacağını biliyor." Yine de Meryem'in kendini feda ettiği o bölümlerde biraz düşünmedim değil.

Bir toplumun kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur, Leyla. Hiç yoktur.

PUANIM:

4 yorum:

  1. Ben de kadın olduğum için, kadın sorunlarını anlatan Bin Muhteşem Güneş'i, Uçurtma Avcısı'ndan daha çok sevmiştim. Ve Dağlar Yankılandı yazarın ilk iki kitabı gibi az karakterli bir kitap değil. Ana konu olarak iki kardeşten bahsetse de arada biraz dağılıp farklı karakterlerden bahsediyor. Yazarın üslubu çok sürükleyici olduğu için ben o bölümleri de zevkle okumuştum. Zaten artık bu yazar hangi kitabı yazarsa yazsın almaya karar verdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum, kendimi kaptırdığım bir yazar. Bu yüzden bu kararınıza sanırım ben de uyacağım :)

      Sil
  2. Bu coğrafya (Afganistan) hoşlanmadığım bir coğrafya öncelikle. Doğu hikayelerini sevmiyorum bu açık ve Halit Hüseyni'nin herhangi bir kitabını okumayı -özellikle ne kadar çok sevildiklerini de göz önünde bulundurursak- aklımın ucundan geçirmezdim. Ama bir şekilde elime geçti bu kitap ve aynı şekilde ben de soluksuz okudum. Aynı şekilde ben de, sanıyorum kadın olmam nedeniyle, daha sonra okuduğum Uçurtma Avcısı'ndan daha çok sevdim Bin Muhteşem Güneş'i. Ama hala Ve Dağlar Yankılandı'yı okumadım, okur muyum hiç bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dürüst olmak gerekirse benim için de aynı şey geçerli. Uçurtma Avcısı'nı da bu yüzden uzun bir süre okumamıştım, çok uzun bir süre zirvelere oynamasına rağmen. Okuyunca da gerçekten kaptırdım tabii, yukarıda da sebeplerini söylemişim. Bende Ve Dağlar Yankılandı var, ama ben de okur muyum hiç bilmiyorum:)

      Sil

Görüşleriniz benim için çok değerli :)